Neden bilgisayar klavyeleri alfabeye göre dizilmemiştir?
Bunu bilmek sizi de şaşırtacak, ancak dünyada Q
klavye olarak bildiğimiz tuş dizilimi aslında daktilonun icat edildiği
ilk günden beri değişmedi. Neden tuşların bu şekilde dizildiği
konusunda da çeşitli rivayetler olmasına rağmen şimdilik en yaygın
kabul gören hikaye şu: Yazı makinesinin mucidi olan Christopher Latham
Sholes, 1867'de cihazın patentini alarak ilk çalışan örnekleri ortaya
koyduğunda cihazın tasarımından kaynaklanan mekanik bir sorunla
karşılaşır. İcat ettiği yazı makinesinin harfleri kağıda basmak üzere
kullandığı mekanik harf kolları, kapalı bir kutunun içinde yer
almaktadır ve iki kol birden kağıda doğru havalandığında içerde
sıkışmaya neden olmaktadır. Sholes bu problemin çözümü için,
kullanıcının yazım hızını yavaşlatmak üzere harflerin yerlerini
alabildiğine karıştırarak en çok kullanılan harfleri elin en zor
ulaşabileceği yerlere yerleştirmeyi uygun görür ve Q klavye adını
verdiğimiz harf dizilimi ortaya çıkar. Daha sonra bu cihazın üretim
hakkını satın alarak 1874'te seri üretime geçen E. Remington & Sons
firması aynı harf dizilimini kullanmaya devam eder ve cihaz bu harf
dizilimiyle tanınır. Erken kalkan yol alır misali, bu dizilim bir daha
değişmez.Tabii bu konuda anlatılan başka efsanevi hikayeler de var. Örneğin bu hikayelerin bir diğeri şunu iddia eder: İlk üretilen yazı makinesinin adı "Sholes & Glidden Type Writer" olarak geçer. Buradaki "Type Writer" kelimelerini oluşturan harflerin tamamı Q klavyenin en üst sırasında yer almaktadır. Böylece satıcılar, bir kağıda kolayca "Type Writer" yazarak ürünlerinin yeteneğini karşılarınmdakine gösterme şansı bulmaktadırlar.
Bu arada, tarih boyunca Q klavyenin daha iyi alternatifleri olabileceğini düşünenler de olmamış değil. Örneğin Washington State Üniversitesinden Prof. Dr. August Dvorak, 1932 yılında İngilizce'de çok kullanılan harflerin klavyenin en kolay ulaşılabilir yeri olan orta sırasına toplandığı bir klavye dizilimi önerir. Dvorak'ın araştırmalarına göre, sekreterlerin parmakları gündelik yazı işleri sırasında Q klavyede 16 mil yol alırken Dvorak klavyesinde sadece 1 mil yol almaktadır. Ancak daktilo ustalarının Q klavyeye olan mevcut alışkanlıkları ve piyasanın Q klavye tarafından çoktan istila edilmiş olması nedeniyle Dvorak'ın klavyesi yayılamaz ve kaybolup gider.

Neredeyse 125 yıl önceden kalma bir daktiloya ait tuş dizilimi

Bu da Dvorak'ın 1932 yılında ortaya koyduğu, ancak yayılamayan klavye dizilimi
Q klavye dışında, Türkçe için kullanılan F ve diğer bazı ülkelerde kullanılan A klavye dizilimleri de mevcut. Bunlar da Dvorak'ın yapmaya çalıştığını temel alarak, kullanıldıkları ülkelerin diline göre yaygın kullanılan harfler elin nispeten kolay ulaştığı merkez konumlara yerleştirme amacı taşıyorlar ve bu sayede yazım hızını artırmayı hedefliyorlar.
2/2/2008 | Kategori:
BUNLARI BILIYORMUSUNUZ
|
Yorum Yaz (yok) |
Yorum Yaz | Neden bilgisayar klavyeleri alfabeye göre dizilmemiştir?
"Alo" Kelimesinin Anlamı
Günlük hayatımızda
sayısını bile sayamayacağımız kadar çok kullandığımız ALO ne demek ve
nereden geliyor? ve Telefonla Alakası Ne?
Telefonda hemen hemen her gün kim bilir kaç kez kullandığımız ALO
sözcüğü, gerçekte bir sevgilinin adının "kısaltılmış" biçimidir.
Sevgilinin "tam adı" "Alessandra Lolita Oswaldo" dur. Bu sevimli genç
kız, telefonu icat eden Alexander Graham Bell’in sevgilisiydi. Graham
Bell, telefonu icad edince, ilk hattı sevgilisinin evine çekmişti.
Atölyesinde, telefonu çalınca, arayanın Allessandra Lolita Oswaldo’dan
başkası olamayacağını bildiğinden; Graham Bell, telefonu açar açmaz
"Alessandra Lolita Oswaldo" diyordu.
Bell, zamanla sevgilisine adını kısaltarak hitap etmeye başladı ve telefonu her açışında onu "Ale Lol Os" diye karşıladı.
Çalışmaları uzadıkça, Graham Bell, sevgilisinin adını daha da kısalttı ve ona iki heceli bir ad buldu. Bu kısa ad "ALO" idi.
Allessandra Lolita Oswaldo, geliştirip tüm kente yaymaya çalıştığı
telefondan başka bir şey düşünmeyen, sevgilisinin bitmez tükenmek
bilmeyen deneylerinden rahatsız olmaya başlayınca Bell’i terk etti.
Yaşlı Bell, sevgilisinin kendisini bir gün arayacağı umuduyla telefonun
başından ayrılmadı. Kentte çekilen telefon hatlarının sayısı da giderek
artmaya başlamıştı. Graham Bell’i artık başka kişiler de arıyordu.
Fakat o, telefonun her çalışında, kendisini sevgilisinin aradığını
sanarak telefonunu ALO diyerek açıyor ve herkese artık ALO diyordu.
O günlerde hemen herkes, telefonu açtıklarında Alexander Graham Bell’in anısına saygı olarak ALO demeye başladı.
Bugün tümümüzün kullandığı ALO sözcüğü işte o günlerden uzanmaktadır günümüze...
2/2/2008 | Kategori:
BUNLARI BILIYORMUSUNUZ
|
Yorum Yaz (1) |
Yorum Yaz | "Alo" Kelimesinin Anlamı
SİTELERİN YILLAR ÖNCEKİ HALLERİNİ MERAK EDİYOR MUSUNUZ?
Googlenin 98 99 yıllarındaki halini buldum
Çok garip geldi bana http://web.archive.org/web/19981202230410/http://www.google.com/
vaay be googlenin 98 deki tasarımı çok kötüymüş
:::::::::::...VE İSTEDİĞİNİZ SİTENİN SİTENİN ESKİ HALİNİ GÖRMEK İÇİN GİTMENİZ GEREKEN SİTE BURDA:::::::::::::::........ÇOK İLGİNÇ BİR SİTE
http://web.archive.org/web/
8/11/2007 | Kategori: BUNLARI BILIYORMUSUNUZ | Yorum Yaz (yok) | Yorum Yaz | SİTELERİN YILLAR ÖNCEKİ HALLERİNİ MERAK EDİYOR MUSUNUZ?
<Önceki Yazılar | Sonraki Yazılar>